Ne acaip bir hayat bu... 2 günde değişebiliyormuş herşey, üstelik tek sözle. Acaba herkes için aynı mı, herkes bu şekilde mi yaşıyor hayatı yoksa daha basit anları da var mı, çok merak ediyorum...
Takdir-i İlahi denen olguyu düşündürüyor bu durum, sanki inanmak istemiyormuşum da beni kendine zorla inandırmaya çalışıyormuş gibi. İsyan da etmiyorum da çok merak ediyorum, acaba iyi olana şükretmiyor muyum ya da neden hep kötüler beni buluyor ya da çok mu karamsarım benden çok daha beterleri mi var diye. Elim ayağım tutuyor, evim barkım var ve iyi bir yerde okuyorum. Bu kadarı mı yeterli görünüyor, keşke bilebilsem diyorum. Gözlerim dalıyor sürekli ve gönlümde büyük bir sızı var mideme kadar inen. Sağ elim hep alnımı karışlıyor ve dakikalar böyle geçmek bilmiyor. Gözlerim acıyor, nefesim kesiliyor. Ne yana baksam gözlerimde aynı fotoğraf, televizyonda duyduğum seni seviyorumlar artık acı veriyor. Tüm müzikler sessiz, anlamsızca geliyor herşey.
Yatıp uyumaya çalışmaktan uyanana kadar geçen süre ile uyandıktan sonra uyumaya kadar geçen süre... Ayrı ayrı bir kişiyle doldurulursa ve o bir kişi de yoksa anlamsızlaşıyor herşey, manasını yitiriyor. Seninle olmasını, bırakmamasını istiyorsun ama herşey istediğin gibi olmuyor, hayat berbatlaşıyor.
Hayat hayal oluyor.
Umut tükenince, sen olmayınca herşey anlamsız, berbat oluyor.