Ukte

Bugün yapayalnızım. Kötü olduğundan değil, hatta tercih meselesi. Olmayabilirdim de, olmak istedim. Bu sayede uzun uzun düşündüm. Sinirlendim, üzüldüm, gaza geldim, duruldum ve hatta yokoldum. Yetmedi yeniden doğdum.

Aynada baktım kendime. Bayramdan eser yoktu, yas yüzlü biri bakıyordu bana ama bu ben değildim. O kadar uzun süre baktım ki, derinliklerime kadar gördüm. İnsan isteyince hakikaten görüyormuş, onu anladım. Saf bir ortamda, kime bakarsan bak bir süre sonra anlıyorsun aklından geçenleri. Hatta sevdiğin biri bile olsa, baktıkça sorgulayabiliyorsun bana bu kadar acı vermiş birini ben nasıl sevmişim diye. Sonuçta kendi yarattığın hayal, sınırsız güç ve kudret sahibisin. Karşındakini sorgulayıp verdiği akıl almaz cevaplar karşısında tokat gibi taze sorular yöneltiyorsun. Saldırıyorsun, artık tüm kontrol sadece sana ait ve bir hareketinle karşındaki tuzla buz olabilir. Ona baktıkça gözlerinden fışkıran alevler etrafı yakıyor. Sürekli bir sorgulama hali ve sürekli gözlerde artan alevler.

Her yer bembeyaz...

Gözüne vuran ışık gücünü kaybettiğinde gördüğün manzara seni hiç keyiflendirmiyor.

- Kan revan içinde kalmışsın, diyorsun ve o tüm sorgulamadan daha ağır bir cevap vücuduna çarpıyor.

- Senin için dayandım, sendelemeden dimdik durmak için elimden geleni yaptım.

Ben de kendimce haklıyım, duvardan duvara vurmalı insanı o duygu. Titretmeli ve ağlatmalı, bir köşeye sindirmeli yalnızken ama kimseye belli ettirmemeli. Güçlü bir duruş göstermeli ve sonuna kadar gitmeli.

Bunu bulamayacak olabilmem ihtimali ise ara sıra hüzünlendiriyor.

Bunları bilip te gülenlere öfkem gitgide büyüyor... Karşı koyamıyorum.

Sanırım dilimle yerleri temizlemeliyim bu öfkeyi yenebilmek için.

Kendimden korkuyorum.

Geri İzleme

Bu mesajın geri izleme adresi
http://www.yusufkaraman.net/oyleboyle/trackback.php/1/32

Altta listelenen bloglar bu mesaj referans olarak göstermiştir